Uydurma Bir Efsane

Fotoğraf bu peri bacasını ölümsüzleştirmiş ve renklerin sadeliğiyse oldukça dikkat çekici olmuş. Mevsimin tüm imkanları görsele olumlu bir biçimde yansımış.

Kapadokya’da, ince boyunlu bir peri bacası. Başı gökyüzüne değecekmiş gibi, dimdik hiç kırılmayacakmış gibi hep ileriye bakıyor. Oysaki yakındır yağmur, kar, güneş ve rüzgârın etkisini en zayıf yerinde hissetmeye başlayarak aşınıp yere düşmesi. Gökyüzü ise saygı duyduğu bu doğal güzellikle geçireceği kalan zamanın kıymetini bildiğini göstermek istiyor vakur bir edayla. Mavisi ve beyazının en güzel haliyle seyrediyor akıbetini bildiği çok uzun zamandır birlikte olduğu kadim dostunu. Minik kuş ise belli ki hayran olduğu büyük ve imkansız aşkına bakmaya doyamayarak bekliyor geleceğini zannettiği o kavuşma gününü. Balık ne zaman kavağa çıkarsa ancak o zaman gerçek olacak bir hayalken bu bekleyiş. Aslında hiç gelmeyecek o vakit çünkü adı üstünde imkansız aşk.

Peri bacası şapkalı iri yarı, heybetli, namı değer bir yakışıklıymış efsane bu ya. Yüzyıllar önce, yakışıklılığını kıskanan ve kimselerle paylaşamayan bir cadı tarafından taşa çevrilmiş bu hale getirilmiş. Eskinin insanlarının çok iri kıyım olduğu söylemleri düşünülürse neden olmasın ki. Yüreğindeki aşkının sahibini yüzyıllardır bırakmamış olan bu kuş ise, adamın arkasında bıraktığı sevgilisi. Efsane bu ya; o da güzeller güzeli bir genç kızdır ve sevdiğinin uğradığı talihsizlikten nasibini ölümsüz bir kuşa çevrilerek almıştır. Görevlerin en zoru ona düşmüş, vefasız diye düşündüğü bir kalbe saplanan yüreği çıkarıp atamamış. Her mecburi göç vakti ayrılığın acısıyla yanmış kavrulmuş ve her geri dönüşünde sevdiğinin hep yanı başında beklemiş durmuş canlanır diye. Bu göç dönüşlerinin birinde bulamadığında sevdiğinin taşlaşmış siluetini işte o zaman o da sonsuzluğa yolcu olacak ve bu küçük kalp huzura dolacakmış. Bu lanet belki o sonsuzlukla son bulup iki sevgili orada buluşacaklarmış. Dediğim gibi bu uydurma bir efsane sadece.

Uzun ömürlü kuş mu olur hiç diyorsanız zaten kurmaca yaşamlarımız içerisinde o kadar çok olanaksızlık var ki…Fazla düşünmeden okumak okurken eğlenmek lazım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir