Şaşkın Ördek

Erciyes Dağının eteklerinde, İncesu ilçesine bağlı Dokuzpınar köyünde 2015 sonbaharında ölümsüzleştirilen bir an. Köy Mollaoğlu adındaki birine ait çiftlik yeriyken bu kişinin ölümü sonrasında İncesu ve Hacılar ilçelerinden göç edenler tarafından yerleşim yeri olarak seçilmiştir.

Bu şirin köy adını içerisinde bulunan dokuz adet pınardan almaktadır. Köyde ayrıca kaynak sularının oluşturduğu ufak göller bulunmaktadır. Bu fotoğraf, işte bu göllerin birinde tüm saflığını görüntüsüne aktarmış olan bir güzelliği yakalamış. Doğa tüm uyumlu ve huzur veren renkleri birleştirmiş ve birisi gelsin yakalasın diye beklemiş olmalı. Gagası ve ayaklarının rengiyle mutluluk, enerji, heyecan, coşku, sıcaklık hissi verirken sonbaharı hatırlatan saflığın, şaşkınlığın timsali beyaz ördek.  En iyi bildiği sularda en iyi bildiği işi yapıyor olmanın endamı ile suyun üzerinde net ve emin bir şekilde salınıyor.

Ne kadar zor yaşamlarımız var. Hayallerimizle gerçeklerimiz çoğu zaman paralel bir evrenin iki parçası olamıyorlar. Hep teğet hep teğet…

Büyük bir çoğunluğumuz bir hengâmenin içine doğuyoruz. Pek az bir kısmımız ise doğuştan şanslı. Bu ayarlamayı bir sihirli el yapıyor. Zayıf ve güçlü yanlarımız oluyor. Güçlü yanlarımız yaşamımız içerisinde karşılaşacağımız tehditleri fırsatlara çevirmemize yardımcı olurken zayıf yanlarımız çoğunlukla bizi aşağıya doğru çekmekte hiç gecikmiyor.

Doğuştan şanslıysak eğer, hayat hep fırsatlarla dolu ve hep bir adım uzağımızda oluyor fırsatlar. Hep her zaman güçlü bireyler olarak toplum içerisinde yerimizi alıyoruz. Önemseniyoruz, adam yerine konuluyoruz. Bundan sonrasındaki gelişmelerle gelecek hatta gelmiş olan mutluluk ve mutsuzluk ise tamamen kişinin içsel durumuyla ilgili olabilmektedir.

Hayatın içinde her şey için savaş veren ve tırnaklarıyla kazımak zorunda kalan çoğunluktansak işte o zaman tüm zorluklara göğüs gerebilmenin ne demek olduğunu anlatmamız için kelimeler yetersiz kalıp onlar bile sessiz kalmayı tercih edebiliyor. Haksızlıklarla karşılaşıp sessiz kalmayı öğreniyoruz, sessizliğimizin içimizdeki çığlıklarıyla çaresizce savaşıyoruz, bir şey olabilmek için verdiğimiz mücadelede yeniliyor olmak yüreğimizin en derinlerine korku rüzgârlarını yerleştiriyor. Korkulanların tek tek  gerçekleşmeye başlamasıyla işte o zamanlarda artık korkunun ecele faydası yok diyerek mahcup kabullenişlerle birlikte üzerinde süzüldüğümüz yaşam denizine şaşkın ördek gibi bakmayı öğrenmek zorunda kalıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir