Hasanboğuldu Göleti

Balıkesir’in Edremit ilçesinde bulunan Sütüven Şelalesi ve Hasanboğuldu Göleti, Kaz Dağları’nın denize bakan bir yamacında bulunmaktadır. Fotoğraf ise tamamen bana ait olup çokta profesyonel olmamakla birlikte sadece doğanın benim gözümden bir kompozisyonu olabilir. Ancak bu çevreyi mevsim gözetmeksizin kim, neyle ve nasıl resmederse etsin görüntünün çokta kötü olmayacağını düşünüyorum. Işık, renkler, görsellik gibi malzemeler o kadar çok ki hobisi fotoğrafçılık olanlara acayip tavsiye edebileceğim bir yer.

Bir gölet ve küçük bir şelalenin eşsiz uyumu tam bir doğa harikası olarak göze batmaktadır. Yemyeşil doğanın tam ortasından akan Sütüven Şelalesi ve biraz yukarısında bulunan havuzumsu Hasanboğuldu Göleti yeşilin ortasında cennettin yalan dünya üzerine bir katre yansıması gibi.

Sütüven Şelalesi ve Hasanboğuldu Gölü çok büyük ebatlarda olamamasına rağmen burayı özel yapan doğanın tüm elemanlarının içiçe oluşu. Yeşil doğa ile mavi gökyüzü birbirine sarılmışken aralardan sızan tertemiz suyun şırıldayan sesi kuşlara nispet yapıyor sanki.

Gölete yaklaştıkça içme suyudur girmeyiniz tabelalarını görmek mümkün ama görmezlikten gelmeyi her konuda adet edinmiş olan benim güzel insanımı tamamen doğal vaziyetleriyle tamda suyun içinde görmek mümkün. O insanları benim anlayabilmem ise neredeyse imkansız. İçme suyunun içerisine üstleriyle başlarıyla hatta üstsüz başsız giren arkadaşlar bu suyu yemeğinde içmeğinde kullanan insanlarla empati yapmak konusunda azıcıkta olsa eksik olmalılar diye düşünüyorum.

Burayı ayrıcalıklı kılan diğer bir özellikse dilden dile dolaşan Hasan ile Emine’nin efsanevi hikayesidir. Sutüven Şelalesi ve Hasanboğuldu göletinin Kaz dağlarında söylenen bir de türküsü vardır yürekleri yakan.

turku

Kazdağı’nın doruğuna yakın bir yerde kurulu çadırlarda yaşayan bir obanın en güzel kızı Emine ile Zeytinlik köyünün yakışıklı delikanlısı Hasan birbirlerine ilk görüşte aşık olurlar. Gel zaman git zaman iki genç evlenmeye karar verirler. Fakat oba kızı olan Emine’nin ailesi ovada yaşayan delikanlıya kızlarını vermek istemez. Hasan’a altmış kiloluk tuz çuvalını sırtlayıp Zeytinlik köyünden obaya kadar taşıması durumunda kızlarıyla evlenebileceği şartını koşarlar. Böylece Hasan çuvalı sırtladığı gibi dağı çıkmaya başlar ve Sutüven şelalesine geldiğinde dermanı kalmaz, ayakları titremeye başlar ve tuz çuvalı sırtını çok korkunç halde yakar, olduğu yerde kalır daha fazla ilerleyemez. “Gel, buralardan gidelim, kendimize başka yerde, yeni bir hayat kuralım,” diye Emine’ye yalvarır. Fakat Emine obasını karşısına almayı göze alamaz ve bu teklife razı olmaz. Emine çuvalı sırtlayarak dağa tırmanmaya devam ederken Hasan ardından, “Emine! Emine!” diye bağırır, çığlıkları şelalede, vadide yankılanır fakat Emine ardına bile bakmaz ve obaya ulaşır. Ancak obaya ulaştığında, Hasan’ı orada bıraktığı için kendine çok kızar, pişman olur ve hemen şelaleye koşar. Fakat, şelalenin kenarında Hasan’ın çevresinden başka bir şey bulamaz. Hasan, bu durumu gururuna yediremeyip, suya atlayıp, boğulmuştur. Emine de, Hasan’ın çevresini bir çınarın dalına bağlayarak kendini asar. Leyla ile Mecnun, Aslı ile Kerem, Şirin ile Ferhat ve nice aşk efsanesinde olduğu gibi Hasan ile Emine ‘de bu yalan dünyada kavuşamamıştır. Hikayeleri dilden dile anlatılagelmiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir