Eber Gölü

Fotoğraf Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesi Eber kasabası sınırlarında yer alan Eber Gölü’nden bir karedir. Eber Gölü ülkemizin 12. Büyük gölüdür ve en derin yeri 21 metredir. Çok eskiden büyük ve derin yapıya sahip olan bu göl son buzul çağı ile çöküntü bir göl haline gelmiştir.  Göl Sultan Dağları ve Akar çay dağından gelen kaynak suları ile beslenmektedir.

Bu yazımda fotoğraf için çok bir şeyler söylemeyeceğim. Fotoğraf o kadar güzel ki bu güzelliğin devam etmesi için bir kaç cümle kurmayı daha uygun buldum.

Eber Gölü genişlik bakımından büyük olmasına rağmen üzerinde bulunan kamışlardan dolayı çayırlık gibi görünmektedir. Ayrıca çoğu yüksekliği 5 metreye ulaşan kırmızı kamışlar gölün en önemli varlıklarındandır. Gölün etrafında kamış köklerinin ve çevresel faktörlerin etkisiyle oluşmuş olan birçok ada, çevre halkın ifade ediş şekliyle kopak, bulunmaktadır. Bu kopaklar balıkçı barınaklarına ev sahipliği yapar.  Ayrıca göl içerisinde aynalı sazan, dere kaya, turna, sazan gibi birçok balık çeşidi yaşamaktadır. Aynı zamanda burası birçok göçmen kuşun en sevdikleri durak yerlerindendir.

Türkiye’nin en güzel ve en ilgi çeken yerlerinden biri olan göl az evvel de bahsettiğim üzere önceki zamanlarda çok büyükmüş. Zamanla küresel ısınmanın etkisi, su kaynaklarının bilinçsiz kullanımı gibi durumların sonucu olarak su kaynaklarının azalmasıyla her geçen gün daha da küçülmüş. Günümüzde Eber daha çok insan faktörünün neden olduğu birçok farklı olaydan dolayı varlığını kaybetmek üzeredir.

Biz insanoğlu olarak tükettiğimizi telafi etmeyi, aldığımızın yerine daha iyisini koymayı bir türlü öğrenemedik. Bu temel nedenle yapılan barajlar ve çiftçilerin sulama amacıyla gölden su çekiyor olmaları gibi çok fazla doğal ve doğal olmayan sebeplerle buradaki su kaynakları neredeyse bitecek hale gelmiştir.

Kuş cenneti görünümünde, çiçekler ile bezenmiş olan bu güzel gölün suyunu bitirme çabalarımızın yanı sıra kirlenmesi için de insanoğlu olarak elimizden gelen katkıyı yapmışız. Gölün içinde ve etrafındaki canlılar için yaşam alanını tehdit eden unsurlar oluşturmak için elimizden gelen kolaylığı sağlamışız. Sağ olsunlar buradaki fabrikalar atıklarını babalarının çöplüğüymüş gibi göle salmışlar. İnsanlar da fabrikalardan aşağı kalmamış ellerine ne geçerse göle sallamışlar. Herkes buranın durgun su olduğunu unutmuş. Kediler gibi kendi kendini temizleyeceğini zannetmiş olmalıyız.

Daha da durmamışız… Av mevsimi zamanında sazan, aynalı sazan, turna gibi balıkları yakalamak için il dışından buralara gelip gölün dışını tükettiğimiz yetmiyormuş gibi içindeki canlılara da takmışız bilinçsizce kafayı. Daha benim bilemediğim neler yapmışız zavallı, çaresiz ve savunmasız güzelliğe…

Neyse ki, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu göl ve çevresini koruma sebebiyle burayı birinci derece tabiat alanı olarak ilan etmiştir.  Su kaplumbağalarını, yabani hayvanları, su kuşlarını, tatlı su balıklarını, su yılanlarını ve diğerlerini yaşatabilmek için burayı gözlem altına almışlardır.

Ama Eber için bu çözüm bir adım gibi görünse de yeterli olmayacaktır. Biz insanoğlu olarak, bize sorgusuz sualsiz sunulan ve üzerine hiçbir emeğimizin olmadığı güzelliklere sahip çıkmasını bilmeliyiz. Hepimiz bu bilinci sadece dilimizde değil tüm yüreğimizde taşımalıyız.

Doğanın bize sunduğu her şeye canla başla sahip çıkmalıyız. Ölü balıkların yüzdüğü, kötü kokuların yayıldığı, üzerinde her türlü atığın kol gezdiği ve benzeri olumsuz göz ve gönül ahengimizi bozacak etkileri azaltmak hatta yok etmek için elimizden gelen çabayı sarf etmeliyiz. Bunu ancak insanoğlu olarak biz yapabiliriz. Biz yapmazsak bir gün gelir o ölü balıkların yerinde bizler olabiliriz.

Çevre; ancak insanın güzel düşüncesi, dokunuşu ve bakışıyla güzelleşir. Sürdürülebilir bir çevre ile daha uzun, sağlıklı ve mutlu insanların olduğu yarınlarımız olur.

Bu ve buna benzer daha çok fotoğraf makinesi objektifine takılacak resimler olması dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir