Aman Sille

Kasım ayının 8’i ve çok güzel geçeceğine inandığım bir cumartesi gününe gözlerimi açmıştım. Hızlı tren bileti alınmış ve Ankara’dan Konya’ya gidilmek üzere planlar yapılmıştı bile. Ama ben ufak bir ayrıntıyı gözden kaçırdığım için çalar saatim beni ihmal etmişti. Saat çalmamıştı ve geç kalmak üzereydim. Evden nasıl çıktığımı ve trene nasıl yetiştiğimi anımsamıyorum ama artık trenin rahat koltuklarına kendimizi bırakmıştık bile.

Hızlı trenle bir saat elli dakika gibi kısa bir sürede Konya’ya varmıştık. Kahvaltımızı bizi karşılayan sevdiklerimizle birlikte Meram’da güzel bir yerde yaptıktan sonra ziyaretlerimizi yapmak üzere Mevlana ve Şems-i Tebrîzî türbelerine gitmek üzere yola koyulduk. Zamanın nasıl geçtiğini hiç anlayamıyorduk ziyaretlerimiz bitmiş ve yılın ilk aşuresi bile yenmişti.

Sonrasında Konya’nın Selçuk ilçesine bağlı Sille Beldesini görmekse gezimiz içerisindeki en güzel sürpriz oldu. Konya’da böyle bir yer olduğuna gözlerimle görmesem hiç inanmazdım. Selçuklu Belediyesinin turizme katkı amacıyla yapmış olduğu yenileme çalışmaları ile dikkatleri üzerinde toplamayı hak edecek bir forma sahip olmuş olan Sille tarihten kopup gelen bir heyecan gibiydi.

5000 yılın üzerinde bir tarihe sahip olduğunu öğrendiğim antik Sille’nin eski zamanlarda Rumlara, Selçuklular, Osmanlılara ve bilmediğim birçok eski uygarlığa ev sahipliği yaptığını ilk kez burada öğrenirken Roma, Bizans, Kudüs yolu üzerinde bulunması hasebiyle farklı özelliklere sahip insan gruplarına ev sahipliği yaptığını gözlerimin gördükleriyle de anlamak mümkün olabilmişti. Avuç içi kadar olan bu yerde eski zamanlardan kalma camileri, kiliseleri, şapelleri, manastırları ahenk içerisinde ve dostça bir arada gördüm. Bu görüntü içimi huzur ve umutla doldurmaya yetti. Küçücük bir alanda dini, dili, etnik kökeni, kültürü ve birçok farklı konuda ayrılıkları olan insan gruplarının yüzyıllarca birlikte bir arada yaşadıklarını görünce hala hiçbir şeyin bitmediğini hala ümitlerin tükenmediğini düşünmeden edemedim. Ayrıca Konya’dan her haliyle kilometrelerce uzak bir yerin Konya’ya 15-20 dakikalık mesafede oluşuysa küçük ama düşündürücü bir ayrıntıydı.

Burada turizmi canlandırmak için yapılan çalışmalarsa gözden kaçacak gibi değildi. Dağlar arasında kalmış belde, ortasında kaynağı dağlar olan suyun toparlandığı kanal ve kanalın çevresindeki restore edilmiş taş binaları, köprüleri ile yılın bu mevsiminde hüzünlü bir gelin gibiydi adeta. Gezi mevsimi itibarıyla mis gibi haşlanmış süt mısır kokusu etrafa yayılmıştı. Alıç satıcıları ise ayrı bir renk oluşturmuştu. Sillenin maharetli hatunları evlerinin önünde açtıkları tezgâhları üzerinde ev ve el yapımı marifetlerini sergiliyorlardı. Kanal boyu devam ederken göze çarpan ortadaki bisiklet ise tarihten bugüne pedal çevirmeyi simgeliyor olabilirdi diye kafamdan senaryo yazarken bu konun tarihle çok ilgisi olmayan tamamen günümüzü ilgilendiren başka bir anlamı olduğunu öğreniyorum.
kilise

Az daha ilerlediğimde karşılaştığım Aya Eleni Kilisesi ise yurt dışı gezisinde olduğumu hissettirecek kadar rüyaydı diyebilirim sanki şimdi Konya’da değildik.. Bizans imparatoru Konstantin’ in annesi Heleni haç için Kudüs’e giderken Sille’de Hristiyanlığa ait yapıları görünce buraya bir mabet yaptırmaya karar vermiş. Şimdilerde kilise yenilenmiş ama içinin özüne çokta dokunmamaya özen gösterilmiş.
karatas

Kısacık Sille gezimiz esnasında dikkatimi çeken en önemli bir diğer yapı ise kilisenin kapısından balkon kısmına çıkıldığında tam karşımızda duran cami. Minaresi şimdiye kadar gördüklerim ve bildiklerimden çok farklı olan Karataş Camisi mağaraların tam karşısına dağın tepesine 1878 yılında yapılmış. Camiyi gezmekse kapalı olması nedeniyle kısmet olmadı. Ne yazık ki zaman daralmış hava yavaş yavaş kararmaya yüz tutmuştu. Bu nedenle gördüğüm güzelliklerle yetinmek zorunda kalarak tekrar bir kez daha burayı görebileceğimi düşünerek evime doğru yollandım.

Ve ben Sille kelimesinin sözlerini aşağıdaki kadar hatırlayabildiğim türküden ibaret olmadığını gözlerimle görmüş oldum.
“Şu Sille’den aman gece geçtim
Görmedim annem annem annem
Acı da tatlı aman sular içdim
Ölmedim annem annem annem
Aman Sille Sille Sille Sille……”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir